Arşiv

Archive for the ‘Cinsel Saglık’ Category

Kondom Nedir?

19 Eyl 2009 Yorum yapın

Kaput, prezervatif, kilif adlariyla da anilan prezervatif cinsel iliski sirasinda erkek cinsel organina (penise) takilan kauçuk bir kiliftir. AIDS?in yayginlasmasina bagli olarak tüm ülkelerde kullanimi artmaktadir.

Kondom gebeligi nasil önlemektedir ?

Kondom erkek tohum hücresinin (sperm) kadin haznesine (vajen) girisini engelleyerek gebeligi önlemektedir.

Kondomun gebeligi önlemede etkililigi nedir ?

Sürekli olarak ve her iliskide yeni bir kondom kullaniminda etkililigi %95-98?dir. Kondomun uygun saklanma sartlarinda muhafaza edilmesi ve dogru kullanim sekli etkililigini belirler.

Kondomun gebeligi önleme disinda yararlari var midir?

  • Tüm gebeligi önleyici yöntemler içinde AIDS dahil cinsel yolla bulasan hastaliklara karsi koruculugu en yüksek olan yöntemdir.
  • Kadinda rahim agzi kanserinin önlenmesine yardimci olabilir.
  • Erken bosalmanin önlenmesine yardimci olabilir.

DIKKAT!

  • Etkililigi saglamak için her iliskide yeni bir kondom kullanilmalidir.
  • Kondomu bir kez kullandiktan sonra atiniz.
  • Kondomun ambalajini kullanacaginiz zaman açiniz ve cinsel iliskiden hemen önce sertlesen erkeklik organina takiniz.
  • Bosalma olmadan önce ya da sonra erkeklik organindan hazne içine akabilecek az miktarda bir akinti bile gebelige neden olabilir.
  • Takarken kondomun uç kismindan parmaginizla sikistiriniz. Bosluk kalmasina dikkat ediniz.Kalan bu 1.5 santimetre bosluk meninin toplanmasi içindir.
  • Kondomu serin ve karanlik bir yerde saklayiniz.
  • Basarisizlik, düzensiz ve uygun olmayan kullanima ve kondomun uygun kosullarda saklanmamasi ya da miadinin geçmesi, nedeniyle yirtilmasina baglidir.
  • Yedek kondom bulundurulmali ve uygun sekilde saklanmalidir.
  • Çiftlerin kondom ile birlikte spermi etkisiz hale getiren ilaçlari (spermisit) birlikte kullanmalari halinde etkililik daha da yükselir.
Categories: Cinsel Saglık, Makale, Saglık Etiketler:

Kızlık Zarı

19 Eyl 2009 Yorum yapın

Kızlık Zarı
Eski Yunanlılarda düğün günü gelin götürülürken söylenen şarkılara HYMENAOUS derlerdi. Düğün tanrısının da adı HYMENAOUS idi. Zifaf gecesi kızlık zarı bu tanrıya adandığı için bu zarın adına HYMEN denilmiştir.

Bazı bilim adamları kızlık zarını, adet görünceye kadar vajeni ve rahmi dışarıdan gelebilecek mikroplara karşı koruyan bir oluşum olarak, bazıları da sadece bir doku kalıntısı olarak değerlendirirler.

Kızlık halkası, bekaret zarı, kızlık perdesi gibi isimlerin de verildiği hymen, vagina mukozasının devamından ve vagina ağzında bir kıvrıntı meydana getirmesinden oluşmuş bir zardır. Hymen kaynaşmış paramezonefrik kanalların kauda ucuna, ürogenital sinustan ayıran membranöz bir yapıdır. Kızlık zarı vajina (dölyolu) girişinde yaklaşık 1-2 cm. içeridedir. Vestibuluma bakan bir ön yüzü ve vaginal kanala bakan arka yüzü vardır. Ön yüzü daha çok deri, arka yüzü ise mukoza karakterindedir. Yokluğu çok nadirdir.

Hymenin ortasında normal olarak menstruasyon kanının ve sekresyonların akması için bir açıklık vardır. Hymenin biri vagina duvarına yapışık, diğeri serbest açıklığı çevreleyen iki kenarı vardır. Hymen çocukluk çağında dış ortamdan gelebilecek mikroorganizmalara ve yabancı cisimlere karşı doğal bir koruma aracıdır. Daha sonra adolesans çağında hormonal dengenin değişmesi ile birlikte olgunlaşan vagina ve vaginadan gelişen flora nedeni ile hymenin biyolojik işlevi sona ermektedir.

Kızlık zarının sağlam görünüşü onun bakire olduğuna bir delil ise de hymenin kendine özgü yapısı nedeniyle bazı istisnalar söz konusu olabilir. Çok sayıda cinsel temasta bulunan kadınların dahi hymenlerinin yırtılmadığı görülmüştür. Özellikle loblu, kupa kağıdı şeklinde ve çok elastiki hymenler penisinin geçmesiyle genişleyebilmekte, yırtılmaları ancak doğumda mümkün olabilmektedir. Bu özelliği taşıyan zarlara duhule müsait zarlar denilmektedir. Zarın bu anatomik yapısı ülkemizde çeşitli sosyal ve adli sorunların nedeni olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu istisnai haller dışında ilk temasta hymmen daha çok serbest kenardan olmak üzere yırtılır.

Kızlık zarının insanlık için önemi öncelikle kültüreldir. Bayanlara olabilecek seksüel saldırıları değerlendirmede kızlık zarı hakkında daha objektif bilgilere ihtiyaç duyulmaktadır.

Bu nedenle kızlık zarlarını daha iyi tanımlayabilmek ve morfolojik özelliklerini akılda tutabilmek için bazı sınıflandırmalar yapmak gerekmektedir. Hymen tipleri çeşitli çalışmalarda aşağıdaki gibi sınıflandırılmıştır.

A- Şekillerine göre:
1) Tipik hymenler
a) Halka şeklinde hymen (H. annulare)
b) Yarımay şeklinde hymen (H. semilunare)
c) Dudak şeklinde hymen (H. labiale)
2) Atipik hymenler
a) Deliksiz hymenler (H. imperforatus)
b) Kalbur biçimde hymen (H. cribriformis)
c) Kalbur şeklinde hymen (H. septatus)
d) Kupa kağıdı şeklinde hymen

B- Karakterine göre:
1) Deliğin karakteri
a) Çok küçük delik
b) Orta boy delik
c) Çok geniş delik
2) Serbest kenarın karakteri
a) Düz kenarlı
b) İnce tırtıklı (H denticulaire)
c) Derin çentikli (loblu hymen)
d) Çiçek tacı (H corollaire)
e) Saçaklı (H fronge)
f) Katmerli

C- Mukavemetine göre:
1) Zayıf
a) Tül gibi ince
2) Sağlam
a) Lifli (H fibroze)
b) Tendon kıvamında (H tendinoze)
c) Kıkırdağımsı (H kartilajinoze)

D- Elastikiyetine göre:
1) Lastik gibi genişleyen
2) Elastik özelliği hiç olmayan

1489 olgu üzerinde yapılan bir çalışmada kızlık zarlarının %93.47?sinin hymen annulaaris, %3.5?inin hymen semilunaris şeklinde oldugu, %29.8?inin ise orta enlikte bulunduğu saptanmıştır. Yine aynı çalışmada olguların % 56,6?sında çentik saptanmış ve zarların %7.7?sinin duhule müsait olduğu belirlenmiştir.

Vaginal girişin ve çevresindeki organların gerilme kapasitesi östrojen hormonuna bağlıdır. Östrojen, zarı pembe-beyaz ve daha kalın yapar. Düşük östrojen düzeyinde ise zar daha kırmızı ve incedir. Biyolojik kızlık zarı konfigurasyonu (şekillenme) genellikle doğumdan önce ortaya çıkar. Kızlık zarının açılması biyolojik mekanizma ve mikroperforasyonlarla oluşur. Genellikle mikroperforasyonların tümü ön taraftadır. Zar şekillenmesinde enfeksiyon, travma ve hormonal nedenlerin meydana getirdiği değişiklikler rol oynar.

İlişki dışında nadir olarak bazen uzakdoğu sporu, jimnastik gibi aktif ve normalin dışında bacak açma hareketi yapanlarda, kaza ve bazen düşmelerde yırtılabilir.

Kızlık zarının yırtıldığı ancak muayene sırasında anlaşılır,şöyle oldu-böyle oldu acaba yırtılmış mıdır gibi yorumlar olmaz,tek anlama yolu bir kadın doğum uzmanına muayene olmaktır.

Farklı bir yapıya sahip olan kızlık zarının yırtılan kısımları hiç bir zaman kendiliğinden tekrar birleşmez.

Eğer içinize bir şey sokmadan sadece sürtünme yoluyla masturbasyon yapılıyorsa kızlık zarı yırtılmaz.

İlk ilişkide acı olup olmayacağı; sizin partnerinizle ne kadar uyum içinde olduğunuza ve kızlık zarının tipine de bağlı olmakla beraber yavaş hareket edilecek olursa fazla bir acı vermez.

İlk ilişki sırasında kızlık zarı yırtılmazsa bir jinekolog tarafından uyuşturularak size hiç bir acı verilmeden açılabilir.

Genelde ilk ilişki sırasında az bir kanama olur, ancak çok kalın kızlık zarlarında ilk ilişki sırasında kanama fazla olabilir veya durmayabilir, bu durumda doktora müracaat etmeniz gerekir.

Kızlık zarı tamiri mümkündür. Bu tamirin ne zaman yapılması gerektiği kızlık zarınızın tipine ve hekiminizin yapacağı ameliyata bağlıdır, bazen bir kaç ay evvel,bazen bir kaç gün evvel bazen de bir yıl önce dikmek gerekir.

Categories: Cinsel Saglık, Saglık Etiketler:

Cinsel Birleşme Olmuyorsa

19 Eyl 2009 Yorum yapın

Cinsel Birleşme Olmuyorsa

Cinsel birlesme olamiyorsa

Iki insan arasindaki cinsel etkinliklerin bir biçimi olan cinsel birlesme, hemen herkes tarafindan çok önemsenir. Kisiler yasam boyunca birçok cinsel sorun yasayabilir, bazi cinsel islev bozukluklari sürekli cinsel doyumsuzluk nedeni olarak, kisinin, çiftin hayatini karartir.

Cinsel isteksizlik, kadinlarin uyarilma ve orgazm sorunlari, erken bosalma gibi sik görülen cinsel sorunlar için bile profesyonel yardim arama davranisi çok yaygin degildir. Ancak bir cinsel sorun, cinsel birlesmeyi engelliyorsa, hemen herkes tarafindan hemen sorun olarak algilanir ve derhal çözüm yollari arastirilir.

Hangi cinsel islev bozukluklari, cinsel birlesmeyi engeller?

Temel olarak erkeklerin sertlesme bozukluklari ve kadinda vajinismus cinsel birlesmeye izin vermez. Erkek cinsel organinin sertlesmis durumda olup olmamasi, erkegin ya da kadinin aldigi cinsel hazzi etkilemez, birçok sevisme biçimi için penisin sert olmasi da gerekmez, ama cinsel birlesme ancak sertlesmis bir penisle mümkün olabilir. Dolayisiyla sertlesme bozuklugu siklikla cinsel birlesmeye engel teskil eder. Bu cinsel islev bozuklugunu önemsemeyen erkek de yok gibidir.

Kadinda vajinismus dedigimiz, vajinanin girisindeki kaslarin istemsiz kasilmasi durumu da cinsel birlesmeye engel teskil eder. Kadinlar, cinsel tedavi merkezlerine en çok bu cinsel sorunla basvurur.

Cinsel birlesmeyi engelleyen üçüncü bir durum da çok siddetli erken bosalmadir. Eger erkek çok hizli uyariliyor ve uyarilir uyarilmaz bosaliyorsa, cinsel birlesme gerçeklesmeden bosalma olur. Bu cinsel islev bozukluklari için, hemen herkes, her çift eninde sonunda yardim arar. Oysa erkeklerin en yaygin cinsel islev bozuklugu, cinsel birlesme sirasinda erken bosalma, kadinlarin da uyarilma ve orgazm bozukluklaridir.

Cinsel yasam boyunca, cinsel isteksizlik, cinsel iliski sikligina iliskin doyumsuzluk gibi daha birçok cinsel sorun ortaya çikabilir. Bu sorunlar da, süreklilik kazanarak, kisilerin cinsel doyumsuzluguna ve genel mutsuzluguna yol açarlar.

Erkeklerin cinsel birlesmeyi engelleyen sertlesme veya erken bosalma sorunlari, siklikla cinsel yasamin baslangicinda, yani hiç cinsel iliski kurulmadan ortaya çikar. Vajinismus da hemen her zaman ilk cinsel birlesme girisimi sirasinda ortaya çikar.

Öncesinde bir cinsel yasam olmaksizin, cinsel islev bozuklugunun ortaya çikmasi, bir anlamda cinsel yasamin sorunla baslamasi demek oldugundan, daha da dramatik algilanir. Herhangi bir nedenle cinsel birlesme kurulamiyorsa, yalnizca buna odaklanmamak ve sorunu diger cinsel etkinlik alanlarina da yaymamak gerekir.

Cinsel birlesme olamamasi, sonuçta teknik bir sorundur ve cinsel terapi ile kisa sürede düzeltilebilir.

Tümüyle cinsellikten uzaklasma, cinsel hazdan da vazgeçme, gündeme cinsellik yerine cinsel sorunu oturtma sik görülen ve sorunun çözümünü zorlastiran davranislardir. Böyle sorunlu ve kaygili bir sürece girildiginde, genellikle eslerin cinsel istekleri, cinsellige ilgileri azalir.

Böylece kolayca düzelebilecek teknik bir sorun, çiftin yasamini karartan bir kabusa dönüsebilir.

Cinsel sorun ortaya çiktiginda, zaman geçirmeden profesyonel yardim almak bu nedenle çok önemlidir. Cinsel sorunun kendisi kadar, belki ondan da fazla sorunlu cinsel yasam süreci, kisileri ve çiftin iliskisini yipratir. Oysa herkes, her çift, bir cinsel tedavi uzmaninin yardimiyla, yeterli bilgiyi edinip çözüme yönelik teknikleri ögrenerek, cinsel sorununu kisa sürede çözebilir.

Birçok kisi için, cinsel birlesme, cinselligin en önemli parçasi. Bu nedenle, hemen herkes, cinsel birlesmeyi engelleyen cinsel islev bozukluklarini daha fazla önemser ve daha sik yardim arar. Herhangi bir nedenle cinsel birlesme olamiyorsa, çiftin bu durumu nasil algiladigi da, eslerin soruna ve birbirlerine nasil davrandiklari da bir o kadar önemlidir. Durumun çift disindaki kisiler tarafindan bilinmesi ise, genellikle sorunu daha da karmasiklastirir.

Yasadigimiz bir cinsel sorunu nasil algiladigimizi belirleyen çok sayida degisken sayilabilir. Cinsel sorunla karsilasmadan önceki cinsel bilgi düzeyimiz, cinsel deneyimlerimiz ve belki en çok da cinsellige karsi tutumumuz önemlidir. Cinsellige genis bir açidan bakiyorsak, cinselligi iki insan arasindaki keyifli bir iletisim olarak görüyorsak, insanlarin bazen cinsel yasamlarinda sorunlarla karsilastiklarini biliyorsak, bu durumu esimizle birlikte asabilecegimizi düsünüyorsak, kendimize, esimize ve iliskimize güveniyorsak, isimiz daha kolay olacaktir.

Cinsellige yaklasimimiz dar ve tutucu ise, cinselligi cinsel birlesmeden ibaret mekanik bir olay olarak görüyorsak, cinsellige iliskin bilgilerimiz yanlis ya da yetersizse, bu sorunun yalnizca bizim basimiza gelen bir felâket oldugunu ya da esimizin bizi sevmedigi, istemedigi anlamina geldigini düsünüyorsak, durumdan yalnizca esimizi sorumlu tutuyorsak, sorunun çözümü zorlasacaktir.

Elbette yasadigimiz çevrenin özellikleri de bizim cinsel sorun karsisinda yasadigimiz güçlükleri etkileyecektir. Eger tutucu bir aileden geliyorsak, ya da esimizin ailesi tutucuysa, örnegin evliligin ilk gecesinde çarsaf görme gelenegi hâlâ sürdürülüyorsa, cinsel birlesme olamadiginda, çiftin isi iyice zordur. Bazi çiftler böyle durumlarda, örnegin parmaklarini keserek, çarsaf asamasini atlatabilir. Bütün ailenin cinsel yasamda bir sorun ortaya çiktigini ögrenmesi, genellikle durumun agirlasmasina, karsilikli yersiz suçlama ve savunmalarla, cinsel sorunun evlilik veya aile sorununa genislemesine neden olur.

Ailenin bazi bireylerinin cinsel sorunu bilmesi, nadiren profesyonel yardimi hizlandirabilmekle birlikte, siklikla sorunu genisleterek çözümü güçlestirir.

Cinsel sorunlar konusunda bazi seyleri bilmenin bize yarari olacaktir. Insanlarin cinsel yasaminda bazen sorunlar olabilir, bunlarin bazilari da cinsel birlesmeyi engeller. Bu herkesin basina gelebilecek bir durumdur. Hiç kimse isteyerek cinsel sorun yasamaz. Cinsel islev bozuklugu, kimsenin suçu degildir.

Birine karsi duydugumuz sevgi, onunla cinsel yasamimizin sorunsuz olacagi konusunda bir garanti olusturmaz. Ayni sekilde sevginin olmamasi, cinsel sorun yaratacak diye de bir sey yoktur.

Erkeklerdeki sertlesme ve erken bosalma bozukluklari ve kadinlardaki vajinismus durumu, cinsel birlesmeyi engeller. Bu cinsel islev bozukluklari, daha karmasik bir sekilde birlikte de bulunabilir. Cinsel iliskiye iki kisi arasinda bir iletisim olarak baktigimizda, bir esteki bir durumun digerinin cinsel yanitini da kaçinilmaz olarak etkileyecegini de anlayabiliriz. Cinsel islev bozuklugu ne olursa olsun, bir esin degil, çiftin sorunudur. Yalnizca bir este cinsel islev bozuklugu olan durumlarda bile, ayni sorunun bir baska cinsel esle de ortaya çikip çikmayacaginin bilinemeyecegini unutmamaliyiz.

Cinsel sorunun varligindan da çözümünden de esler birlikte sorumludurlar.

Hiçbir erkek isteyerek sertlesme olmamasini ya da giristen önce bosalmayi saglamaz ve sadece isteyerek de bu sorunlari ortadan kaldiramaz. Vajinismus olan kadinlar, cinsel organlarinin girisindeki kasilmayi isteyerek yapmazlar ve isteyerek geçiremezler. Cinsel islev bozukluklari, isteyerek edinilen özellikler degil, hiç istemeden basa gelen durumlardir.

Cinsel sorun, esler arasinda bir savas nedeni degil, eslerin birlikte savasacaklari bir durum olmalidir.

minidev.com

Aids ve Hiv Nedir?

19 Eyl 2009 Yorum yapın

Aids Nedir?

AIDS bulaşıcı bir virus hastalığıdır. Mikrobu HIV (hiv) adı verilen virüstür. HIV girdiği vücudun, mikroplara karşı koyma yeteneğini sağlayan bağışıklık sistemini etkileyip yok eder. Direnci azalan vücutta, HIV in etkisinin yanı sıra, çeşitli mikroplar da hastalıklara neden olurlar.

Hiv Nedir?

Human Immunodeficieny Virus (İnsan Bağışıklık Yetmezlik Virüsü) kelimelerinin baş harfleri ile adlandırılmış HIV virüs, bağışıklık sisteminin içine yerleşerek, bireyin bağışıklık sistemini zayıflatan bir virüstür.

Categories: Cinsel Saglık, Saglık Etiketler:
Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.